Parola: Ayşe Tatile Çıkabilir

Kıbrıs’a, 1959’da gerçekleştirilen Londra ve Zürih Garanti ve İttifak Antlaşmalarıyla bağımsız devlet statüsü verilmiş, 16 Ağustos 1960’da da Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmişti. Ancak Ada’da olaylar yatışmadı. 1963-1964 ve 1967 yıllarında Rumlar tarafından birçok kanlı olay gerçekleştirildi. Olaylar neticesinde 28 Aralık 1967 tarihinde Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi kuruldu. Yunan hükümeti, Enosis’in bir türlü hayata geçirilememesinden Makarios’u istenmeyen adam ilan etmişti. Bu yüzden Makarios ile Yunan hükümetinin arası bozulmuştu. Yunanlı subayların önderliğindeki Ulusal Muhafız Örgütü 15 Temmuz 1974’de, Makarios’u indirip Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. EOKA-B’nin Lideri Nikos Sampson da cumhurbaşkanlığına getirildi. Makarios Ada’yı terk etmek zorunda kaldı. Başbakan Bülent Ecevit, garantörlük antlaşması gereği, İngiltere’yi ortak hareket etmeye çağırdı. Ancak İngiltere olaylara sessiz kalınca 19 Temmuz 1974’de Türk çıkarma gemileri Ada’ya hareket ettiler. Parola, “Ayşe Tatile Çıkabilir”di.

Kıbrıs Barış Harekatı Başlangıcı

Kıbrıs Barış Harekâtına 6ncı Kolordu Komutanlığı emrinde; 28. Motorlu Piyade Tümeni, 39. Piyade Tümeni, Hava İndirme ve Komando Tugayları, Gösteri Tatbikat Alayı, Amfibi Deniz Piyade Alayı, Jandarma Komando Taburları, Bayraktarlık emrindeki Mücahit Birlikleri, 650 kişi Kıbrıs Türk Alayı ile idari ve lojistik destek birlikleri katıldı. Harekât üç safhada gerçekleştirildi. Birinci safhada hava ve kıyı başının tesisi ve elde bulundurulması, ikinci safhada çıkan indirilen birliklerin birleşmesi, üçüncü safhada da harekât alanının genişletilmesi sağlandı.

Türk Ordusu Adada Kararlı Bir Şekilde İlerliyordu

Nihayet, Türk savaş uçakları 20 Temmuz 1974 sabahı bombardımana başladı. Saat 06.15’den itibaren, Hava İndirme ve Komando Tugayları, Gönyeli ve Kırnı bölgelerine indirildiler. Mersin’den Ertuğrul Gemisi ve 33 çıkarma gemisi ile donanmanın koruması altında hareket eden Çakmak Özel Kuvveti de komanda birlikleriyle eş zamanlı olarak Girne’nin batısındaki Pladini (Karaoğlanoğlu) plajına, uçaklar ve deniz topçusunun desteğinde çıktı.

SAT Komandoları, plajın çıkarmaya müsait olduğunu bildirdi. Plaja ilk olarak Amfibi Deniz Piyade Alayı çıktı. Hızlı bir şekilde Girne – Karava – Geçitköy (Panağra Boğazı) ana asfalt yoluna ulaştı. Çakmak Özel Kuvveti’nin diğer unsurları da saat 12.00’de plaja çıkarak kıyı başını genişletmeye başladı.

Hava İndirme Tugayı, Gönyeli ovasına paraşütle atladı. Konuşlanan bir tabur Kıbrıs Türk Alayının batı yanını korurken, geri kalanı ise Dikomo (Dikmen) bölgesini ve Rum Bozdağı’nı ele geçirmek üzere taarruza geçti. Komando Tugayı da Kırnı bölgesine helikopterle indi. Dağ yamacını tırmandıktan sonra St. Hilarion ve Beyaz Ev bölgesine ulaşan Komando Tugayı, bir taburu ile St. Hilarion-Doğru Yol istikametinde, diğer taburu ile Beyaz Ev- Zeytinlik- Girne istikametinde saldırıya geçti. Donanma, sahili bombaladı. Birlikler sahile çıkarken, 2. Taktik Hava Kuvvetlerine bağlı savaş uçakları ada genelindeki Rum askeri hedeflerini vurdu.

20 Temmuz’da ani ve büyük bir baskına uğrayan Rumlar, ancak akşam saatlerinde toparlanarak Türk birliklerine karşı harekâta başladılar. 20 ve 21 Temmuz gecesi Türk ve Rum kuvvetleri arasında çok çetin çatışmalar vuku buldu. Türk birlikleri 21 Temmuz’dan itibaren, Rum kuvvetlerine karşı tamamen üstünlük sağladılar. 22 Temmuz’da çıkarma yapan yeni birliklerle harekât doğu ve batı yönünde genişleyerek Rum hedefleri tek tek ele geçirildi. Girne-Lefkoşa Türk birliklerinin kontrolüne girdi. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı ateşkes kararını 22 Temmuz 1974 saat 17.00’de kabul edip, uygulamaya koyduğunu ilan etti

23 Temmuz’da 29 araçlık bir Rum konvoyu pusuya düşürülerek imha edildikten sonra Yunanistan’da cunta, Kıbrıs’ta da Sampson istifa ettiler.

BM’de Görüşmelere Başlandı

Birleşmiş Milletler kararıyla; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin bulunduğu 3 garantör devlet, Kıbrıs’ta barışı ve anayasal düzeni yeniden kurmak amacıyla 25 Temmuz’da Cenevre’de görüşmelere katıldı. 8 Ağustos’ta, Cenevre’de bir kez daha toplanan üç ülke, “Cenevre Deklarasyonu” ile Kıbrıs’ta iki farklı otonom yönetimin mevcut olduğunu kabul etti. Deklarasyon ile Otonom Türk ve Rum toplumlarının federal bir devlet çatısı altında ortak bir yönetim kurmalarını beyan etti.

Ateşkesin ilanından sonra, mevcudu 40 bini bulan Türk birliklerinin ilerleyişi durduruldu. Bunu fırsat bilen Rumlar Türk köylerini basmaya, insanları vahşice katletmeye başladı.

Rumlar Katliamlara Tekrar Başladı

İkinci Cenevre Konferansı’nda Yunan ve Rum tarafının uzlaşmaz tavrı ve Kıbrıs’taki yeni gelişmelerin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri İkinci Barış Harekâtına başladı. 14 Ağustos günü Saat 06.30’dan itibaren 28. ve 39. Tümenler, önce İngiliz Tepe ve Kara Tepe’yi, ardından Mia Milia’yı işgal edildi. Sonrasında da Değirmenlik, Timbu havaalanı ele geçirildi. 14 Ağustos’ta Rumlar geri çekilirken Taşkent, Terazi, Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde katliamlar gerçekleştirdiler. Türk Birlikleri 14 Ağustos akşamı Paşaköy ve Serdarlı’ya girerek durum kontrol altına alındı. 15 ve 16 Ağustos’ta da Magosa, Lefkoşa ve Lefke hattının kuzeyindeki bölgeye giren birlikler Ada’nın yüzde 37sini kontrol altına alarak ikinci harekâtı da sonlandırmış oldular.

Kıbrıs Şehitleri ve KKTC’nin Kuruluşu

İki harekâta da toplam; 498 Türk askeri, 70 Kıbrıslı Mücahit ve 270 Kıbrıs Türk’ü şehit oldu. Ancak Rumların uzlaşmaz tavırları devam etti. Sonuç olarak Kıbrıs Türkleri 13 Şubat 1975’de Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni, 15 Kasım 1983’de de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ettiler.

Bir cevap yazın